‘AYM KARARI AİHM’DE’

Mezopotamya Ajansı’ndan Ömer Akın’ın haberine göre 12 yaşındaki Kaymaz ve babasının öldürülmesi ile ilgili Mardin Ağır Ceza Mahkemesi 4 polis hakkında dava açtı. “Güvenlik” gerekçesiyle Eskişehir’e taşınan davada 4 polis hakkında da “Meşru müdafaada bulunmak” iddiasıyla beraat kararı verildi.

Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi’nin oy birliğiyle onadığı karar, iç hukuk yollarının tükenmesinin ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşındı. AİHM, 2014 yılının Şubat ayında açıkladığı kararda, baba ve oğlun “Yaşam haklarının ihlal edildiği” gerekçesiyle Türkiye toplam 70 bin Euro maddi, 70 bin Euro manevi tazminat ödemeye mahkum etti.

AİHM’nin kararının ardından İnsan Hakları Derneği (İHD) Mardin Şubesi, yargılanmanın yenilenmesi talebiyle Eskişehir 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulundu. Mahkeme, başvuruyu herhangi bir gerekçe göstermeden reddetti. Avukatlar, bunun üzerine faillerin yeniden yargılanması talebiyle 2015 yılında Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuruda bulundu.

Yapılan başvuruya yıllar sonra cevap veren AYM, AİHM kararının takdiri bir karar olduğunu belirtti. AYM, sanıklar aleyhine yeniden yargılama yapılamayacağına karar verdi. Avukatlar ise bir süre önce AYM’nin verdiği kararı yeniden AİHM’e taşıdı.

ANIT HEYKELİ KALDIRILMIŞTI

Tüm bunların yanı sıra, 11 Haziran 2016 tarihinde Kaymaz’ın anısına dikilen heykel, Kızıltepe Belediyesi atanan kayyım tarafından kaldırılarak, yerine saat kulesi dikildi. Derik Belediyesi’ne atanan kayyım da, Kaymaz’ın adının verildiği parkı yıktırdı. Yine Kızıltepe Belediyesi’ne bağlı Eğitim Destek Evi’nde 12 yıl temizlik işçisi olarak çalışan Kaymaz’ın annesi Makbule Kaymaz, oğlu ve eşinin öldürülmesinin yıl dönümünde kanun hükmünde kararname (KHK) ile işinden ihraç edildi.

‘DEVLET SANIKLARIN CEZALANDIRILMAMASI İÇİN UĞRAŞIYOR’

Kaymaz’ın ailesinin avukatı Erdal Kuzu, baba ve oğlunun katledilmesiyle ilgili konuştu. Kuzu, Kaymaz’dan sonra çocuk ölümlerinin devam ettiğine dikkat çekerek, “Eğer Uğur’un davasında gerçek bütün yönleriyle ortaya çıksa ve sanıklara buna uygun şekilde ceza verilseydi, belki Uğur’dan sonra çocuklar devlet kurşunuyla yaşamını yitirmeyecekti” dedi.

“Türkiye aslında ölü çocuklar mezarlığına dönüşmüş” diyen Kuzu, çocuk ve sivillerin ölümlerine ilişkin açılan davaların “şekli bir yargılamanın” ötesine geçmediğini ifade etti. Çocuk ölümlerinde faillerin cezasız kaldığını belirten Kuzu şöyle devam etti:

“Türkiye’de gerçek bir demokratikleşme yaşanmadığı sürece, bütün kimliklere cevap verebilecek bir devlet organizması olmadığı müddetçe bu böyle devam edecektir. Devlet sanıkların cezalandırılmaması için uğraşıyor. Çünkü kendisinin suçlu çıkmasını istemiyor. Bu cezasızlık politikasıyla devlet kendini koruma altına alıyor.”

Kuzu, Kaymaz’ın Türkiye’de yaşamını yitiren çocukların sembolü haline geldiğine işaret ederek, bundan kaynaklı anısı için hayata geçirilen uygulamaların hedeflendiğini dile getirdi. Bunun “bilinçli” olduğunu belirten Kuzu son olarak şunları söyledi:

“Uğur Kaymaz bir hafızayı temsil ediyor. Onun isminin herhangi bir yere verilmesi, yaşanılanı unutmamaktır. Devlet yaşananları unutturmaya çalışıyor. Özellikle kayyum atanan yerlerde park veya benzer yerlerde isminin kaldırılması aslında hafızayı silmesidir. Bu politikayı cezasızlık politikası gibi düşünmek gerekiyor. Bunlar bir bütündür.”