• Pts. Eki 26th, 2020

İMC Haber 24

Haber sokakta, haber yerde!

Ali Babacan’dan kritik açıklamalar

Ali Babacan, Fatih Altaylı’nın hazırlayıp sunduğu Teke Tek programında soruları yanıtladı.

Babacan’ın konuşmasında Anayasa değişikliği ile ilgili 2007 Anayasa oylaması olağanüstü şartlarda yapıldı. Anayasa değişikliği rahat tartışılamadı. Parti içinde ve Meclis’te de rahat tartışılamadı. O dönemde benden kampanyaya katılmam istedi, ben ‘bunu savunamam’ dedim” ifadelerini kullanması dikkat çekti.

 Babacan’ın açıklamalarından satırbaşları

FATİH ALTAYLI: Uzun zamandır son derece sessizdi. Herkes ‘sessiz ve derinden mi gidiyor?’ diyordu. Ali Babacan AK Parti’den istifasının ardından bir daha kendisinden doğrudan haber alabilen olmadı. Etrafından bilgi parçaları sızdı. Biz de ‘Ali Bey konuşmadan siyaset olmaz’ dedik. O da ‘Günü geldiğinde’ dedi. Partisinin kuruluşu nasıl olacak? Neler oldu? Onu konuşacağız. AK Parti’den istifa ettiniz. AK Parti’yle özdeşleşmiş isimlerden biriydiniz. Oldukça da başarılı bakanlık dönemi geçirdiniz. Kısa bir zaman parlamento dışında kaldınız. Bir süre sonra AK Parti’den ayrıldınız? Neden ayrıldınız?

ALİ BABACAN: Aslında bir süreç. Birdenbire verilmiş bir karar değil. 2001 ekonomik krizinden sonra yeni bir siyasi hareketin gerekliliğine karar vermiştik, AK Parti’yi kurduk. Kuruluşta önemli prensipler, değerler vardı. Önce insan diyorduk. İnsan haklarına önem veriyorduk. Türkiye’de  demokrasinin iyi işlemediğinden şikayet ediyorduk. Bu değerleri yeniden canlandırmak için yeni bir siyaset olarak AK Parti çıktı. Daha sonra farklar oluşmaya başladı. 2011-2012’de başlayan, 2013 yılında başlangıç değerleri ve ilkeler arasında farklılıklar oluştu. Hukukun üstünlüğü, insan hakları ve demokrasi diyorsak bunlar evrensel ilkeler. Bunların zaman içerisinde örselenmesi hepimizi rahatsız ettik. Baktık ki düzelme olmuyor.

ALTAYLI: Parti içinde kalıp, mücadele etseydiniz…

BABACAN: 2019’a kadar ciddi mücadelemiz oldu. Yola çıkarken ilkeler önce şeffaflık, hesap verebilirlik, yerinden yönetim anlayışı. Kurumların güçlü, itibarlı olması. Kural bazlı yönetim.

“SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZ BENİM AYRILMAMI İSTEMEDİ”

BABACAN: Sadece değerlerde değil ilkelerde de sapma meydana geldi. Türkiye’de her alanda sorunlar büyüdü. Neredeyse ülkenin karanlık tünele girdiğini gördük. Üzerimizde ciddi sorumluluk hissettik.

ALTAYLI: Çoğul konuşuyorsunuz

BABACAN: Arkadaşlarımızın bir kısmı erken zamanda sistem dışına çıktılar

ALTAYLI: Partiden dışlandığınızı hissettiniz mi? Bütün buna rağmen parti bağrına basıyor muydu sizi?

BABACAN: Sayın Cumhurbaşkanımız benim ayrılmamı istemedi. Bir toplumsal ve ahlaki sorumluluk olarak bunu hissettik. Türkiye’nin başarılı dönemlerinde bir miktar katkısı olarak insanlar olarak içinde bulunduğumuz durum bizi üzdü. Bu problemleri çözmek için yeni bir iddiayla ortaya çıkmak

“O DÖNEM GÜNAHLARIYLA SEVAPLARIYLA BİZE AİTTİR”

BABACAN: Bir süre mevcut düzene zarar veririz korkusuyla hareket ettik. Bunun vebalinden korktuk. Vicdani terazi öyle bir değişti ki, hiçbir şey yapmazsak bunu vebali ağır bastı. Bize derlerdi ki, ‘bütün problemleri görüyordunuz, niye bir şey yapmadınız, geri  durdunuz’. Bu büyük bir vebaldi açıkçası.

ALTAYLI: Size yöneltilen en büyük suçlamalardan biri, ‘AK Parti treni bu yönde giderken o da içindeydi. En etkili ve işin içinde olan bakanlardan bir tanesiydi’. Hiç mi sorumluluğunuz yok.

BABACAN: Sorumlu olduğumuz dönemdeki sorumluluktan kaçamayız. Günahıyla sevabıyla bizim içimizde olduğu dönem. Türkiye’de parti disiplini ile parti içi demokrasi arasında ciddi ikilem söz konusu. Parti içi demokrasi, öz eleştiri mekanizmaları çalıştırılmayabiliyor. Siyasi Partiler Yasası’nda mutlaka parti içi özeleştiri, demokrasiyi işletecek bazı bazı mekanizmaları, süreçleri mecbur hale getirmek. Bu kültürün değişmesi lazım

ALTAYLI: AK Parti’nin kuruluş yıllarında çok kuvvetli istişare mekanizması vardı. Her şey konuşuluyordu. Başlangıçta böyle bir dönem yaşandı.

BABACAN: İlk parti grubu tam bir istişare müessesesiydi. Her şey rahatça konuşulabilirdi. O dönemde çok kritik konularda istişare ile sıhhatli kararlar alındı.

“ANAYASA KAMPANYASINA ‘BEN BUNU SAVUNAMAM’ DEDİM”

ALTAYLI: Cumhurbaşkanlığı referandumu sırasında bir anda geri çekildiniz. Mitinglerde sizi pek göremedik. Orada şöyle izlenim edindik, sanki yeni sisteme inanmıyor gibi. O günden beri buharlaştınız. Ortalıkta Ali Babacan yok. Ta ki geçen sene siyasi hareket var gibi hissedilmeye başlandı. Yine de istifa etmediniz. O arada ne yaptınız?

BABACAN: 2007 Anayasa oylaması olağanüstü şartlarda yapıldı. Anayasa değişikliği rahat tartışılamadı. Parti içinde ve Meclis’te de rahat tartışılamadı. O dönemde benden kampanyaya katılmam istedi, ben ‘bunu savunamam’ dedim. O dönemde ben AK Parti milletvekiliydim. Daha sonra Başkanlık sistemiyle ilk seçimlere gidildi. Başkanlık sistemiyle nasıl yürütülecek Türkiye? Bu sistem gerçekten yönetilecek bir sistem mi, yoksa problemler üretecek mi? Sistem baktık ki ekonomik krizlerle anılmaya başlandı. O günkü kampanyaların en önemli söylemi ‘yeni sistem gelecek koalisyon kalkacak’ deniyordu. Şimdi ittifaklar konuşuluyor. Bakanlıktan ayrıldım, milletvekilliği döneminde yurtdışında pekçok toplantılara katıldım. 30 kadar ülkeye gittim. Tek şartım basına kapalı olmak şartıydı. Şu anda çözüm yoluna giren bir konu hemen hemen yok gibi. Yeniden gelecek vizyonu, her alanda düşünülmüş stratejiler, gelecek planlaması artık elzem.

“SON DÖRT YILDA İNSANLARI DİNLEME FIRSATIM OLDU”

ALTAYLI: Bu ekonomik programlara inanmıyor musunuz?

BABACAN: Doğrusu karşılığı yok. Bunun arkasındaki teknik, perspektif ve güven maalesef yok. Türkiye’ye öngörülebilirlik getirmekten uzak.

ALTAYLI: Toplantılar yaptınız. Ali Babacan olarak Türk ve dünya ekonomisi mahiyetinde miydi?

BABACAN: Tabi tabi. Çin’e gittim, Ortadoğu’da Duha’da olsun, Ortadoğu jeopolitiğini anlattım. Avrupa’nın NATO’nun geleceği başlıklı konularda görüşlerimi anlattım. Küresel finans sistemiyle ilgili G-20’ye rapor hazırladık. Küresel finans sistemiyle ilgili en çok tecrübeli isimlerden oluşan bir gruptu. Bir sonraki ekonomik krizi önlemek için bugünden neler yapılır, görüşlerimizi, önerilerimizi hazırladık. Küresel perspektiften dünya bir daha krize girmesin, daha iyi kalkınsın diye düşüncelerimizi G-20’ye sunduk. Görüşlerimizden bazı öneriler liderler kararı olarak geçti. 13 yıl boyunca günde 2-3 saat uykuyla çok yoğun dönem geçirmiştik. Son 4 yıl insanları dinlemek için çok çok iyi fırsat oldu. Hem küresel hem de Türkiye’de yerel anlamında.

“ABDULLAH BEY TÜRKİYE ADINA DOĞRU ŞEYLERİ ONAYLADI”

ALTAYLI: Abdullah Gül Türkiye’de 2002 yılında Başbakanlık koltuğuna oturdu. Sonra Tayyip Bey, yeniden seçilme hakkını elde edince ayrıldı. Uzun süre Dışişleri Bakanı yaptı. Ardından Tayyip Bey’in ‘kardeşim Abdullah Gül’ demesiyle Cumhurbaşkanı adayı oldu. 367 meselesine takıldı. Ardından ‘Ben yine adayım’ dedi Cumhurbaşkanı oldu. AK Parti’nin bütün kararlarını onaylayan kişiydi. Hem eleştiri hem destek aldı. Daha sonra da muhalif noktada görülmeye başladı. Gül’ün bu parti içinde sizin yanınızdaki yeri nedir? Abdullah Bey garanticidir derler. Ben buna pek katılmam. Saadet Partisi’nde Erbakan’a karşıydı. Bu kez Abdullah Bey hep ikircikli tavır içerisinde. Herkes diyor ki, Ali Babacan’ın arkasında Abdullah Gül var. Kendisi çıkamadığı için Ali Babacan’ı çıkardı. Abdullah Gül bu partinin neresinde?

BABACAN: Abdullah Bey Cumhurbaşkanlığı’nda Meclis’ten gelenleri büyük ölçüde onaylamıştır. Ancak pekçoğunu onaylamadan önce uyarmıştır. Önleyici şekilde kanunların belli çerçevede gelmesini sağlamıştır. Bunu düzeltmekte karar var. Türkiye adına doğru şeylerin yapılmasına uygun davrandı.

Kaynak: Oda Tv

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir