(1. Bölüm)

Tatil nedeniyle yazım gecikti, tatilde de yazabileceğimi düşünmüştüm ama başaramadım. Tatiller dinlenmek içindir diye bilinir ama genellikle yorgunlukla biter. Benim de tatilim yorgunlukla sona erdi.
Bugünkü konum Depresyon. Konuya tatil üzerinden giriş yapmam bu durumda kaçınılmaz. Pek çok insan tatil nedeniyle hak ettikleri dinlenmeyi gerçekleştirebilmek için yurtdışına, tatil beldesine gidiyor ve ağır bir depresyon ile geri dönüyor. Ne olduğunu ve neden olduğunu da kendilerine açıklayamıyorlar. Sağlıklı bir insan neden tatilde depresyona girer? Bu çağımızın bir ürünü. Sosyal ve toplumsal yaşamımız bizleri öylesine bir cendereye almıştır ki, cephede hayatta kalma mücadelesi veren bir askerden farksızlaşmışızdır.
Ne duygularımızı ne de düşüncelerimizi sorgulamaya, düzenlemeye veya yaşamaya zaman ve olanak yoktur. Günlük yaşamın koşuşturması sırasında aldığımız yaralar, darbeler, hayal kırıklıkları, kayıplar ve hatalarımız işlenmeden bilinç altına itilir. Cephedeki asker gibi, yitirdiğimiz silah arkadaşımızın veya savaşın kurbanı çocuklar ve siviller için yas tutamayıp, yaşanan vahşeti kabul etmesek de hayatta kalma iç güdüsü ile savaşa devam ederiz. Her şey bilinç altına itilir, savaş bitip barış geldiğinde veya biz barış içindeki yaşama geri döndüğümüzde, beynimiz ve bedenimiz huzura ulaştığında, bilinç altı üzerindeki baskı da kalkar ve bilinç altına ittiğimiz acı gerçekler ve yaşadıklarımızla yüzleşmek zorunda kalırız, cephede yaşadığımız ve üzerinde bir an olsun düşünmeye, hissetmeye ve yorumlamaya izin vermediğimiz yaşanılanların hücumuna uğrarız. Vietnam savaşından geri dönen askerlerde görülen ve ‘travma sorası bozukluk’ olarak adlandırılan rahatsızlık da bu bazda gelişen bir rahatsızlıktır, depresyon da bu rahatsızlığın bir parçası olmakla birlikte, travma sonrası bozuklukta kişi bilinç altının tutsağıdır, yaşanılanlarla yüzleşmenin ötesinde, yaşanılanlar gerçek yaşamın yerini alır ve bu hafızaya kazınan yaşanılanlar yeniden ve yeniden yaşanır.

Neden tatilde depresyona gireriz in cevabı da burada yatıyor. Günlük yaşamın baskı ve kontrol zincirini kırıp, azıcık düşünmeye ve hissetmeye başladığımızda veya bilinç ve bilinç altı üzerindeki baskı, çoğu zamanda bilmeden, ortadan kalkınca, bu hatıraların, kırgınlıkların, tasız veya acı yaşanmışlıkların ve hayal kırıklıklarının hücumuna uğrarız.
Depresyon nedir? Tanımlaması ve tanınması düşünülenden daha karmaşık ve zor bir hastalıktır. ‘Bireyin duygusal, düşünsel, bedensel ve sosyal açıdan içinde bulunduğu olumsuz durum’, burada yapabileceğim en masum ve kısa tanımlama bu olur. İsteyenler tıpta kullanılan, uluslararası tanı kodlamasında yer alan daha geniş açıklamalara bakabilirler. Depresyon ama kesinlikle günlük yaşamda sıkça ve uluorta kullanılan ‘depresyondayım’ biçiminde ifade edilen, günlük can sıkıntısından / üzüntüden veya neşesizlik halinden bambaşka bir şeydir, bireyin bedensel, duygusal, düşünsel, sosyal ve ailesel bütünlüğünün bozulduğu bir hastalıktır, her hastalık gibi ölümle de sonuçlanabilir. Hastanın uzman hekimler tarafından tedavisi zorunludur. İlaçların yanı sıra pek çok tedavi yöntemi hastalığın tedavisinde kullanılır ve kullanılmalıdır. Hastaların çoğu maalesef depresyonu depresyon olarak algılamıyorlar ve ben hekim olarak ne psikiyatri kliniğinde çalıştığım yıllarda ne de ev doktoru olarak çalıştığım muayenehanemde depresyonda olabileceği düşüncesi ile gelen hasta görmedim.

Depresyon psikiyatrik hastalıkların bukalemunu gibidir, pek çok çeşidi ve derecesi olduğu gibi, pek çok psikiyatrik hastalığa da eşlik edebilir veya başka hastalıkları tetikleyebilir. Örneğin pek çok korku hastalığı, depresyona yol açabilir ve tam tersi depresyon korku hastalıklarına yol açabilir. Ağır bir depresyon psikoz ile kendini gösterebilir veya bir şizofreniye depresyon eşlik edebilir. Ne, nasıl adlandırılır hangi rahatsızlık ön planda bir hekim için önemlidir ama hasta ve yakınları için bunun bir önemi yoktur. Hastalıktan koruyucu tedbirler, zamanında tedaviye başlamak ve hastalığı atlatmak herkes için önemlidir.
Peki nedir depresyonun belirtileri; isteksizlik, mutsuzluk, yorgunluk, konsantrasyon bozukluğu, düşüncelerin içeriğinde ve akışında bozukluklar, unutkanlık, dalgınlık, uyku bozukluğu (çok veya az uyumak), yaygın ve kronik ağrılar, iştahsızlık veya aşırı yeme, sosyal ilişkileri kesme, içine kapanma, az konuşma, eve kapanma, dışarıya çıkmama, kendine öz güvenini yitirme, kendine karşı duyduğu saygı ve sevginin kaybı, dış dünyaya ve çevrede olup bitenlere karşı kayıtsız olma, düşüncelerde dağınıklık, anlama ve algılamada azalma, hafızaya kaydetme güçlüğü, okuduğunu anlamama, izlenen Filmin içeriğini veya dinlenen haberlerin içeriğini anlamama, üstlenilen görevlerin yerine getirilememesi, aşırı öfke, içsel huzursuzluk, cinsel ilgi, istek ve aktivitenin azalması veya kaybolması. Yaşamdan bıkma, usanma, intihar düşüncesi ve uygulamaları. Duyguları kontrol edememe. Durup dururken başlayan ağlama krizleri veya öfke veya mimiklerin donması. Vücut bakımının ihmal edilmesi (Banyo vb.) Korkular, aşırı ve yersiz kaygılar.
Yazımı kaleme aldığım günlerde, bizim Belediye çalışmalarımız da başladı, ilk toplantımızı sağ milliyetçi ve sağ liberal parti üyelerinin çabaları ile oylamada ortaya çıkan kaos nedeniyle yarıda kesmek zorunda kaldık, perşembe akşamı bu utanç verici senaryoyu yaşayıp, henüz hazmedememişken, Pazartesi, güne Türkiye’den Kayyum şoku ile başladık. Belediyeden belediyeye destek temelinde grup toplantısında bir basın açıklamasının yapılması doğrultusunda çabalarım oldu ama bir sonuç alamadım.
Evde, okulda, işte ve içinde hareket ettiğimiz gurup ve sosyal çevrede yaşadığımız olaylar bizi, duygusal ve düşünsel olarak yaralar, yıpratır, üzer, kızdırır ama bu durumun uzun sürmesi veya dozunun artması pek ala depresyona da yol açabilir. Genellikle depresyon ergenliğe geçiş döneminin ve ileri yaşların hastalığı olarak karşımıza çıkıyor, bu da dış etkenlerin belirleyiciliğini gösteriyor. Yaşadığımız yüzyılda, dünyanın çivisinin çıktığı bu günlerde hepimizi tehdit eden bir hastalık depresyon. Koruyucu tedbirler almak çok önemli ama aynı derecede önemli olan ve eksikliğini çoğu zaman gözlemlediğim, Depresyonun bir hastalık olduğunu anlamak, bilmek ve uzmanlardan zamanında yardım almak. Depresyon ne cinsiyet, ne zeka, ne eğitim, ne mal varlığı ayrımı yapar.

Paylaş
İsviçre'nin başkenti Bern'de hekimlik yapmaktadır. Aynı zamanda Bern Belediye Meclisi Üyesi'dir.