Herkese Merhaba
Dünya Korona Virüs 2019-nCoV enfeksiyonu ile boğuşur, medya çalkalanırken, hastalığın direkt muhataplarından biri olarak pozisyon almak ve görüşlerimi burada dile getirmek istiyorum.

Değerli Dostum İbrahim Gezici hastalık hakkında düşüncelerimi sorduğunda, Çin’de hastalığın boyutlarının basına yansıyanın çok daha ötesinde olduğunu, doğrulanamamış haberlere göre 50 bin ile 90 bin arasında ölünün ve 20 milyon insanın virüs kapmış olduğunu, ordunun alarma geçtiğini söylemişti. Bu konuşmadan tam 5 gün sonra am 30.01.2020 dünya sağlık örgütü uluslararası sağlık acil durumu ilan etti.

Korona virüs tanıdığımız bir virüs ailesi ama bu virüsün kendisini tanımıyoruz. Virüsün ortaya çıkışı ve yayılma hızı, 15 günde 0’dan 15 000’e ulaşması, yazıma başladığım gün (03.02.20) bugün virus nedeniyle ölenlerin sayısı 803,virüslü insan sayısı ise 30 000’ü aşması oldukça şüphe uyandırıcı.
Biyolojik silahlar her zaman devletlerin gündeminde olmuş ve savaşlarda da kullanılmıştır. Biyolojik silahların içinde en etkili gurubu virüsler oluşturur. Virüsleri yok edecek ilaç yok, virüslere karşı kullanılan ilaçlar, ancak onların çoğalmalarını önleyen ‘virostatika’ denilen ilaçlar. Bu ilaçlar virüsün tanınmasından/ analizinden sonra ve yıllar süren araştırmalar sonucu üretilebilen ilaçlar, bugün virüsün mutasyona uğradığı üzerine haberler okudum, bu da kendi yapısını değiştirdiği anlamına geliyor ve etkili ilaç üretiminde ciddi bir sorun. Virüs hastalıklarından korunmanın tek yolu vücudun savunma sistemini virüsü etkisiz hale getirmesi için hazırlamak, yani aşılar.

Olayların geri planını gören bir medyum değilim, olayları anında takip edip ilk elden bilgi, belge ve görüntülere ulaşan gazeteci de değilim, aynı şekilde ulusal sağlık örgütünün kilit noktalarında görevli bir yetkili de değilim. Ben de sizler gibi olup bitenleri basından ve İsviçre’de sağlık bakanlığının açıklamalarından takip ediyorum. Felaket tellallığı da yapmak işim değil. Ama, dünyadaki hiçbir devletin ve iktidarın vatandaşlarına ve dünya halklarına karşı dürüst olamadığına inanıyorum. Varmak istediğim nokta şu ki, bu virüsün biyolojik silah üretimi amacıyla laboratuvarda üretilmiş ve kontrolden çıkmış olma, yani üretenlerin elinde patlamış olma ihtimali var. Bir diğer ihtimal de Çin’e yönelik bir saldırı olması. Bugüne kadar resmî açıklamalara (İsviçre Sağlık bakanlığı verilerine) göre virüs’den ölenlerin sayısı 803, 30 binden fazla virüs kapmış insan var. 27 Ülke de virüs tespit edilmiş durumda. Alışılmış Grip ile karşılaştırdığınızda dünya sağlık örgütünün verilerine göre yılda 44 000 insan ölüyor, aşıların varlığına ve 80% e varan koruyucu etkisine rağmen. İsviçre’de her yıl ortalama 1500 insan gripten ölüyor. Grip dünyayı ayağa kaldırmıyor ama Korona virüs 2019-nCoV kaldırıyor. Bu da bazı gerçeklerin saklandığı duygusu yaratıyor.

Bilim adamları dört koldan aşı ve ilaç için çalışıyor. Dünya ekonomisi ciddi biçimde sallandı, izolasyon tedbirleri tüm ülkelerin ekonomisini etkiledi. Aşıyı Çinliler bulursa hiç şaşırmam. Bu arada aşıyı bulanlar korkunç bir vurgun vuracak, inanılmaz kazançlar elde edecekler. Hastalık yayıldıkça panik artacak. Etkili olup olmadığı bilinmese de milyonlarca insan aşı olmak isteyecek. Domuz gribinde bu durumun küçük bir versiyonunu yaşamıştık.
Virüsün özellikleri üzerine verebileceğim bilinenlerin dışında bir bilgi yok. Peki biz halktan insanlar ne yapabiliriz, aşı yok, ilaç yok. Virüs hastalıklarının çoğunun ortak özelliği gribe/soğuk algınlığına benzer belirtiler vermeleri. Bulaşma yolları farklılıklar gösterse de benzer. Bizler virüsü kapmamaya çalışacağız, yanı hijyene dikkat edeceğiz. Nefesteki su damlacıkları, ellerimiz ve dışkı virüsün bulaşma yolu. Virüs yaşadığımız bölgede ortaya çıkması durumunda, genel tuvaletleri kullanmadan önce ve kullandıktan sonra temizlemeli, eller her dış dünya ile olan kontakta dezenfekte edilmeli, hastalardan ve kalabalıklardan uzak durmalı, maske taşımalı. Eğer aşı veya ilaç üretilmeden virüs ile karşılaşırsak, doğal seleksiyona uğrayacağız; bağışıklık sistemi güçlü olanlar hasta olmayacak veya hastalığı atlatacak, bağışıklık sistemi zayıf olanlar (kronik hastalar, yaşlılar ve bebekler) ölecek.
Felaket tellallığının, paniğin ve biyolojik silah söyleminin hiç kimseye hiçbir getirisi yok. Soğuk kanlı olup kendimiz, sevdiklerimiz ve diğer insanlar için yapabileceklerimizi düşünüp uygulamak gerek. Bu olay bize dünyanın ne kadar küçük olduğunu ve bizden çok uzakta, dünyanın öbür ucunda da olsa, yaşamımızın nasıl başka insanların yaşamına bağlı olduğunu gösteriyor. Barış ve huzur içinde kardeşçe yaşamayı öğrenme dileğiyle.

Paylaş
İsviçre'nin başkenti Bern'de hekimlik yapmaktadır. Aynı zamanda Bern Belediye Meclisi Üyesi'dir.