Cezaevi avukat görüşme odasında istihbarat çıktı

0

Kürkçüler Cezaevi’ndeki tutuklular, tecrit içinde tecrit yaşadıklarını belirterek, “Avukatın geldi” denilerek gittikleri görüşme odasında istihbarat elemanlarının olduğunu kaydetti.Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan siyasi tutuklular, maruz kaldıkları hak ihlallerini gönderdikleri mektupla aktardı. Yaşadıkları hak ihlallerine dair cezaevi idaresiyle görüşme taleplerine yanıt verilmediğini belirten tutuklular, ihlallerin her geçen gün arttığını ifade etti.  TECRİT ODASI Mektupta, tutuklulara aile görüşmesi ve hastaneye gidiş ve dönüşlerde “ağız içi araması” dayatıldığı belirtilerek, aralarında kanser hastasının da bulunduğu tutukluların ise onur kırıcı uygulamalara karşı hastaneye gitmeyi reddettiği aktarıldı. Cezaevi girişinde bulunan “mahkum kayıt” bölümünde tutuklu ve hükümlülere, “örgüt içerisinde aktif misin?” sorusunu yöneltildiği belirtilen mektupta, “Kişileri kriminalize eden ve bağımsızların kaldıkları odalarda kalmaya zorlayan bu yaklaşım hukuka aykırıdır. Zira ne cezaevi idaresi ne de infaz koruma memurları kişilerin örgüt içerisinde aktif olup olmadığını soracak ve soruşturacak yetkiye sahip değildir. Ayrıca cezaevine ilk gelindiğinde mahpusların ‘tecrit odası’ isimli odada bir süre tutulmalarının da mevzuatta yeri yoktur” denildi. SOSYAL ETKİNLİK Emniyet ve istihbarat elemanlarının son dönemde cezaevine yoğun olarak geldiğini, “Avukatın geldi” denilerek tutukluların bu kişilerle görüştürülmeye çalışıldığını vurgulandı. Pandemi gerekçe gösterilerek sosyal hakların tamamen engellendiğini, tecrit içinde tecrit yaşadıklarının altını çizen tutuklular, açık görüşlerin rafa kaldırıldığını, kapalı görüş sürelerinin keyfi olarak kısaltıldığını ve tutuklular arasındaki sosyal etkinliklerin engellendiği belirtildi.  KÜRTÇE YASAĞI Oda değişim taleplerine olumlu yanıt verilmediği, idarenin keyfiyetine göre değişimlerin yapıldığı belirtilen mektupta, “Şuan hala Bekir Kudak ve Abdulkadir Aybars adlı mahpuslar gerekçesiz ve süresiz olarak uzun bir süredir havalandırmasının üstü kapalı olan odalarda tek kişi olarak kalmaktadırlar. Hücre cezası ile eşdeğer olan bu uygulama hukuka olduğu kadar insan hak ve onuruna aykırı, yaşam hakkını tanımayan nihayetinde öç alma niteliğinde bir uygulamadır. Mahpusların Kürtçe yazıp göndermek istediği mektuplar gönderilmemektedir. Mektupların akıbeti mahpuslarca sorulduğunda gerekçeleri ortaya çıkıyor. İdare, mektupları göndermeme gerekçelerini, ‘ilgili memurun izinde olduğu’ şeklinde temellendiriyor. Üstelik bize ‘Türkçe yazın hemen gönderelim’ denmesindeki art niyetin sonlandırılması gerekmektedir” ifadelerine yer verildi.  YAŞAM HAKKI GÖZETİLMELİ Verilen yemeklerin hem oran hem de besleyicilik bakımından yetersiz olduğunu vurgulayan tutuklular, Yeni Yaşam, Evrensel ve Birgün gazeteleri ile bazı dergilerin 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu gerekçe gösterilerek kendilerine verilmediğinin altını çizdi. Mektupta, şunlar kaydedildi: “27 Kasım 2020 tarihinde hapishanelerdeki ağır tecrit koşullarının ve hak ihlallerinin sonlandırılması amacıyla başlatılan açlık grevlerine katılan mahpusların yaşadığı ve giderek artan sağlık sorunları göstermektedir. Taleplerin karşılanmaması durumda daha ağır sonuçlar doğuracaktır. Yetkililerin evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde talepleri kabul etmesi ve bu süreçte oluşan sağlık sorunlarının, yaşam hakkı gözetilerek giderilmesini talep etmekteyiz.” 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here