• Cum. Eki 30th, 2020

İMC Haber 24

Haber sokakta, haber yerde!

Cihan Taş /
İnsan Ruhunun Amipleşmesi

 

Cihan Taş

“İnsanların eskiden bir tepsiymiş gibi düşündükleri dünya, günümüzde bir ağ haline gelmiş gibi görünüyor.” (Tomlinson).

Öyle görünüyor ki burası, World Wide Web’in içinde, diyelim www.Facebook.com’un içinde meydana gelen aktüel ve potansiyel kaynakların toplamıdır. Bu aktüel ve potansiyel kaynaklardan yararlanmak için de, biz, New York Times ile birlikte, Newton, Darwin ve Einstein’dan sonra gelen “en büyük düşünür” olarak Marshall McLuhan’ı kutlamaktayız.

Tabii kendisini kutlamak, hatta kutsamak için, McLuhan’ı tanımamız hiç gerekmiyor. Ne de olsa, “İki medya teorisyeni karşılaşınca, biri diğerine sorar: ‘McLuhan nasıldır, o hala ölü müdür?’ Öngörüleriyle ölümsüzleşen insanlar hakkında böylesi fıkralar anlatılır. Herbert Marshall McLuhan, medya çağının bu vizyoneri işte böyle biridir. Onu hiç tanımayanlar bile, onun 50 yıl önceden öngördüğü bir dünyada yaşıyorlar.” (Thomas Assheuer).

Marshall McLuhan, New York Times tarafından ilan edilen bu “en büyük düşünür” işte, yarım asır önce öngörmüştü ki, bütün dünyayı bir köye çevirecek olan “dijital sosyal bir ağ” kurulacak ve bu “küresel köy”de yaşayan “herkes”, “kamuya açık medya”nın içinde “15 dakikalığına ünlü biri olabilecek”ti. Dahası, adına sıkça “sosyal medya” dediğimiz McLuhan’ın bu “kamuya açık meyda”sı, insanların “oturma odası”na kadar girecek ve bunun “karşılığında insanlar da kendilerini kamuya açacaklar” ve “tıpkı amipler gibi değişecekler”, “sert kabuklarını içeriye” alacaklar, içlerindeki “yumuşak parçalarını dışarıya” çıkarıp “kamuya gösterecek”ler ve artık “Ben kendimi gösteriyorum, öyleyse varım.” diyeceklerdi.

Öyle görünüyor ki, Marshall McLuhan, bu “en büyük düşünür” tam yarım asır önce tamı tamına bizi, yani “Gözü pek Yeni Dünya”nın gözü pek yeni devrimcilerini öngörmüş. Şundan bellidir ki, biz, McLuhan’ın “kamuya açık medya”sının içinde, “kötü bir ruh tarafından dolap beygiri gibi döndürülen çorak arazideki bir hayvana” (Feuerbach) benzedik. Çoktan oturma odamıza, hatta soframıza kadar giren “kamuya açık medya”nın içinde tıpkı amipler gibi değişmeye ve yumuşak parçalarımızı dışarıya çıkarmaya, yani içimizden geldiği gibi ortalığa rastgele konuşmaya başladık. Tabii “İnsanın içinde oluşan, irin, üre ve daha berbatıdır.” (Hegel) Fakat bizim için önemli olan, dışarıya çıkardığımız yumuşak parçalarımızın berbatlığı değil, “sosyal medya” profilimize “araştırmacı”, “yazar” ya da “kendi işinin patronu” diye yazabilmek ve “15 dakikalığına ünlü biri” olabilmektir

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir