• Per. Eki 29th, 2020

İMC Haber 24

Haber sokakta, haber yerde!

Gezi Parkı davası Kavala’nın savunmasıyla başladı: İddianame fantastik bir kurgu

Gezi Parkı eylemleriyle ilgili 6 yıl sonra açılan, işadamı Osman Kavala ve aktivist Yiğit Aksakoğlu’nun tutuklu yargılandığı 16 sanıklı davanın ilk duruşması Silivri Cezaevi’nde başladı

Tutukluluğunun 600’üncü gününde hakim karşısına çıkan Osman Kavala savunmasını tamamladı. Kavala, hakkında açılan davayı “Fantastik bir kurgu” olarak niteledi.

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanıklar Osman Kavala ve Yiğit Aksakoğlu ile tutuksuz sanıklar Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, İnanç Ekmekci, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekci hazır bulundu. Diğer sanıklar Ayşe Pınar Alabora, Can Dündar, Memet Ali Alabora, Gökçe Yılmaz Handan, Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu hakkında yakalama kararı bulunuyor. Osman Kavala ve Yiğit Aksakoğlu salona girdiğinde izleyiciler ayağa kalkarak alkışladı.

Tutukluların ikamet adresini istedi

Mahkeme Başkanı ididanamenin Şubat ayında hazırlandığını hatırlatarak, uzun süreceği için özetinin okunacağını belirtti, “Sanıkların özetle TC hükümetini devirmeye teşebbüs ettikleri iddia ediliyor. Çok kabaca ve basitçe özü bu. İddianame Şubat’ta çıktı herkes en ince satırına kadar okudu. İddianamenin burada anlatılması amaca hizmet etmez. Sanıklara haklarını hatırlatmak istiyorum” dedi. Mahkeme Başkanı, Osman Kavala ve Yiğit Aksakoğlu’na “Tahliye olmanız durumunda ikamet adresini verir misiniz?” diye sordu.

Salona mahkeme kararıyla 5 uluslararası, 20 ulusal basın kuruluşunun muhabiri alındı. Duruşmayı Fransa’nın İstanbul Başkonsolosunun yanı sıra Sezgin Tanrıkulu, Mahmut Tanal, Filiz Kerestecioğlu, Ahmet Şık, Garo Paylon ve Meral Beştaş’ın da aralarında olduğu CHP ve HDP’li pek çok milletvekili izliyor.

Kavala: Gezi iddianamesi fantastik bir kurgu

Sanıklardan ilk sözü alan Osman Kavala savunmasında, “20 aydır tutuklu bulunmama sebep olan fantastik bir kurgudur. Gezi olaylarının organizatörü olduğum söylenmiştir. Hakkımdaki iddialar haysiyet kırıcıdır. Hayatımın hiçbir safhasında demokratik seçimler dışında hükümet değişimine yakın durmadım” dedi. “Bu davada suçlanan kişilerin benim veya başkasının talimatıyla gösterilere katılmış olması söz konusu olamaz” diyen Kavala şunları söyledi:

Ergenekon ve Balyoz davalarında hukuksuzluğu eleştirdim. Toplumsal barışa ve uzlaşmaya hizmet etmeye çalıştım. Hiçbir zaman gizli bir örgütle ve cemaat yapısıyla ilişkim olmadı.

Davranışlarım, gizli bir faaliyet yürüten birinin davranışları değildir. Gezi olaylarıyla ilgim gezi olaylarından 3 ay sonra açılan sergi olmuştur. Gözaltına alınmadan önce suçlu olduğumun kabul edildiğine inanıyorum. İddianamede gizli bir örgüt üyesi olduğuma ilişkin delil mevcut değildir. 

Mehmet Ali Alabora’yla ilişkim gezi olaylarından sonraki iki telefon konuşmasıdır. Yaptığım konuşmaların hiçbirinde eylem talimatı olarak algılanacak bir şey yoktur. Otpor veya Canvas’tan kimse ile bir tanışıklığım veya bağlantım yoktur. Birkaç kişiden oluşan bir örgütün 80 ilde eylem yapmış olduğu iddiası oldukça fantastiktir.

Kavala: “Gizli silah” iddiası haysiyet kırıcı

Kavala “20 aydır tutuklu bulunmama neden olan suçlama olgusal temele oturmayan mantığa aykırı bir dizi iddiaya ve delillerle desteklenmiş iddiaya dayanmaktadır” diyerek şu savunmayı yaptı:

Gezi olaylarının hükümeti devirmeye yönelik kalkışma olarak Soros tarafından planlandığı, finanse edildiğini benim de bu kaynakları aktardığım, gezi olaylarının yöneticisi ve organizatörü olduğum tespitinde bulunmuş. İddianamede ‘gizli silahların hazırda beklendiği anlaşılmıştır’ gibi ifadeler yer alıyor. Bunlar haysiyet kırıcı bir iddia 12 Eylül 1980 darbesinde askeri işkence ve baskıyı unutmak mümkün değil. Hayatımın hiçbir aşamasında özgür seçimler dışında hükmet değişimine taraf olmadım. İş hayatım boyunca demokrasiyi destekledim, çeşitli sivil toplum örgütlerinin kuruluşunda yer aldım. Bu kuruluşlarla toplumsal kesimler arasında barışa diyalog ve uzlaşmaya destek olacak değerleri destekledim. Şifreli konuşmam, imalı konuşmam yok. Tüm konuşmalarım aynı cep telefonumdan tüm yazışmalar aynı bilgisayardan yapılmıştır. Bu durum gizli bir şebekeyi yöneten birinin davranış biçimine uygun değildir. İddia makamının nasıl darbe fikrine vardığını anlamak mümkün değil. 20 ay önce sorgumda iddianamedeki ekonomik ilişkilere dair sorular bana yöneltilmedi, haberim yoktu. Savcı iddianamede yer alan kurguyu hazırlamadan önce beni sorgulamadı.

Kavala: OTPOR ile hiçbir ilişkim yok

Kavala iddianamede bir kalkışma planı hazırladığına dair hiçbir kanıt olmadığını söyledi:

Otpor ile hiçbir ilişkim yok, Alabora ile tek temasım Gezi olaylarını başlamasından sonra yapılan 2 telefon görüşmesi. Yurtdışı saatlerimin Gezi olaylarıyla ilgili olduğu iddiası temelden yoksun iddianamede bu gizli planı icra etmek için Soros’un finansmanını YK üyesi olduğum Açık Toplum Vakfı ve YKB olduğum Anadolu Kültür ile gerçekleştirdiğim iddia ediliyor.

Hükümeti devirme ve iç savaşa yönelik kaos için gizli bir yapı tarafından eylemlerin yürütüldüğü iddia ediliyor. Farklı kuruluşlarla farklı faaliyetlere katılmış olanların ortak faaliyet gösterdiği, gizli ilişki içinde olduğuna, benden talimat aldıklarına dair hiçbir kanıt yok. Hiçbir görüşmemde eylem talimatı yok.

İddialar çok fantastik. İddianamedeki kurgu mantıki temellerden yoksun. Burada yargılananların bir kısmını Anadolu Kültür ile gerçekleştirdiğim projelerden tanıyorum. Gezi olaylarının hükümeti devirmek amacıyla tertip olduğu bu tertibin farklı kuruluşlarda çalışanlar tarafından yürütüldüğü iddiası Ergenekon davalarını akla getiriyor. 

Bu rastlantı değildir, bu iddiayı öne süren savcılar hakkında FETÖ/PDY militanı olduğu ortada İddianamede bu belirtilmiş ve ‘tüm delillerin yeniden kıymetlendirildiği’ iddia edilmiş. Malum olduğu gibi gazete yazıları kullanılarak emniyet raporları, bu raporlar temelinde somut deliller olmadan iddianame hazırlamak, FETÖ yapılanmasının yargıda hakim olduğunu döneme ait bir yöntemdi. 

İddianamede Soros finansmanı suçu işlemenin temel haracı haline getirilmiş Ama bu durum suçlamayla iligli kanıt yokluğunu gidermedi daha da ortaya çıkarıyor. Böylesi bir finansman aktarımının iz bırakmadan gerçekleştirilmiş olması mümkün değil. Benim aracılığımla Gezi olaylarına aktarılmış hiçbir kaynak yoktur.

Açık Toplum Vakfı’ndan aldığımız tüm fonlar kültürel projeler, sergi vs. için kullanılmıştır. Anadolu Kültür’ün tüm hesapları denetimden geçti 2013’te Açık Toplum ile Anadolu AŞ arasındaki hesap hareketleri diğer yıllardan farklı değil. Alınan 2 milyon 130 bin TL’nin hangi projelere aktarıldığı ortada. Hiçbirinin Gezi ile alakası yok.

Savcının benimle iligli suçlamasının temelini oluşturan Soros’un Gezi’yi finanse ettiği iddiası herhangi bir kanıta dayanmıyor. MASAK raporunu açıklayan 6 Mart 2018 tarihli emniyet yazısında, para transferlerinde adı geçenler arasında şüphelilerin ismine rastlanılmadı ifadesi yer almaktadır. MASAK raporu soruşturma dosyasına konduktan, soruşturmanın maddi temelden uzak olmasına rağmen tahliye taleplerinin kabul edilmemesi vahim bir hukuk ihlali Tutuklanmamdan sonra çıkan hangi delil MASAK raporunu önemsiz hale getiriyor?

İddianamedeki konu olgusal durumlar üzerinde oturmuyor, delillerle desteklenmiyor. 26 Haziran 2013’te Germiyanoğlu beni arayıp gerçekleştirmeyi düşündüğü faaliyetleri söylüyor. Gezi forumlarını genişletmek için sizi de katmak istiyoruz, diyor. Germiyanoğlu benimle ilgili görüşmesinden sonra Aksakoğlu’la somut bir şey söylemediğini aktarmış. çık ki benim ona bir talimatım söz konusu değil. Kendisini ifade ettiği, hareketi genişletmek, derinleştirmek düşüncesini doğla olarak forumlardaki fikirleri derinleştirmek ve yaygınlaştırmak olarak anladım. Buna rağmen ‘Gezi eylemlerinin derinleştirilmesi ve genişletilmesi’ iddiası sanki benim ağzımdan çıkmış gibi yazılmış. 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Gezi Parkı eylemlerine ilişkin hazırlanan iddianame 657 sayfa. İddianamede adı geçen 16 kişi hakkında Türkiye Cumhuriyet hükümetini ortadan kaldırmaya, görevini engellemeye teşebbüs ve Gezi Parkı eylemlerini finanse etmek suçlamalarıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor. İddianamede 746 müşteki yer alıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve 61. hükümetin bakanları da müştekiler arasında. Davada 16 sanığın ayrı ayrı 606 yıldan 2 bin 970 yıla kadar hapisleri isteniyor.

Kaynak: İndependentturkish

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir