• Sal. Eki 20th, 2020

İMC Haber 24

Haber sokakta, haber yerde!

Hamdi Ulukaya: Munzur’da çobanlarla otursam tanımazlar, dün de Bill Gates’le dünyayı tartıştık

Eğitim için gittiği Amerika’da devasa bir yoğurt fabrikası kuran ve sektörün büyük bir bölümünü kontrol eder hale gelen Kürt iş insanı Hamdi Ulukaya, hala her sabah kahvaltıda menemen yapıp yediğini söyledi.

Çocukluğunda hayalinin şoför olmak olduğunu anlatan Ulukaya, çocukluğunun Erzincan’ın Munzur Dağları eteklerinde kurulu İliç kasabasında geçtiğini belirtti.

Çocukluğuna gitmediği gün olmadığını ifade eden Ulukaya, yaylaya çıktığı günleri ve kasabada kalmanın yaşattığı kötü hissi de aktardı.

Hürriyet’ten Çınar Oskay’ın haberine göre, Ulukaya, yayla atmosferini şu sözlerle tarif etti:

“İlkbaharda kuzu melemeleri, kuzuların doğması, komşu seçmeler -kim kiminle komşu olacak yaylada-, o telaşe… Sonra nisan, mayıs yağmurları… Atlar, katırlar, çobanlar, yavaş yavaş dağa doğru gidiyorsun. Kıl çadırlar, beyaz çadırlar, yoğurt, peynir yapmalar, düğünler…”

Ulukaya, yaşadığı yerdeki dayanışmayı ise, “Çoban gelir, sürü gelmez. Gece kurt saldırmıştır. En büyük acı. Ama sonra ne olur? Dağın her yanından insanlar birer koyun getirip o insana verir!” sözleriyle anlattı.

Kasabada saygı duyulan kaymakamdan dolayı Mülkiye’ye gittiğini anlatan Ulukaya, iki yıl gazetecilik yaptığını, sonrasında içeri alındığını kaydetti.

“Beğenmediğim şeyler vardı, haberler geliyordu, kullanıyorduk. Bir süre sonra herkes gazetenin çıkmasını beklemeye başladı. ‘Çeşmebaşı sohbetleri’ diye köşe yazıyordum. İki sene kadar yaptım bu işi, sonra beni içeri aldılar. Aşırı gruplara girmişliğim yoktu ama insan haklarından, Kürt haklarından yana tutumum belliydi. Mahalleden tanıdık bir polis içeri aldı. Bir şeyler imzalattılar. Çıkarken, “Buraya gelip de senin gibi çıkan tek bir adam daha yok, çok şanslısın” dedi” diye konuştu.

Cezaevinde işkence görmediğini, çıkınca Avrupa’ya gitme niyetini arkadaşlarıyla paylaştığını söyleyen Ulukaya, hikayesine anlatmaya devam etti:

“Markete gittim, “Ben Avrupa’ya gideceğim” diye konuşuyorum. Orada bir yabancı, “Aptal olma, Amerika’ya git” dedi. “Ben o emperyalist, kapitalist yere gitmem!” diye cevap verdim. “Fransa çok mu iyi, onlar herkesten faşisttir” dedi. Ertesi gün adamı markette bekledim ve “Amerika’ya nasıl gidebilirim” diye sordum.

Gittim memlekete, (anneme) dedim, “Sana söz veriyorum, üniversiteyi bitirip geleceğim, en fazla dört sene!” “Yok” dedi, “Gelmeyeceksin, orada Amerikalılarla evleneceksin.” Sonra razı oldu, yolladı.”

Ulukaya başarılı bir iş insanı olma hikayesini ise şöyle anlattı:

“Sıfır! Bütün ‘start up’ mantığının dışında oldu. Bildiğim tek şey vardı: Ortak getirmeyeceğim, basit tutacağım. Dört fabrika işçisiyle başladım. Adamlar, “Ulan bu kim, biz n’apıyoruz burada” diyordu muhtemelen. Orada, yaşadığım her şeyin meyvesini toplamaya başladım. Babamın insan ilişkileri, annemin şefkatli hali, paraya önem vermememiz… Sonra bir gün yabancı firma geldi ve “Sana dört milyar dolar vereceğiz” diye teklif yaptı.

Karmaşanın, seslerin, gürültünün içinde sarhoş olmamak… Kendi sesini duyabilmek… Bunların hepsini Munzur’a bağlıyorum.”

Türkiye’deki şirketlerle ilgili ise, “Türkiye’de şirketlerin yönetim şekli, halkın hayat tarzına ve kültürüne çok aykırı bence…” yorumunu yapan Ulukaya, “Bugün Erzincan’a gitsem, Munzur Dağı’nda, çobanlarla ateşin yanına otursam, süt sağsam, tanımayanlar benim oradan yıllar önce ayrıldığımı anlamazlar. Ama dün de Bill Gates’le, eşi Melinda’yla, Warren Buffett’la akşam yemeği yedik, dünyayı tartıştık. Ben en doğal halimle oradayım. Çıkıp dünyayı görmek müthiş bir şey. Bir kültür şoku geçiriyorsun, yolculukta bir hayır vardır ya. Ama doğallığınızı, Anadolu’dan kazandıklarınızı kaybetmeyin. Başarı için gereken her şey sizde zaten var” tavsiyesinde bulundu.

Kaynak: AhvalAhval

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir