• Cum. Eki 23rd, 2020

İMC Haber 24

Haber sokakta, haber yerde!

İbrahim Gezici / RUSYA, ABD VE NATO DENKLEMİNDE TÜRKİYE’NİN YÖRÜNGE ARAYIŞI-1

 

Türkiye, 24 Kasım 2015 tarihinde Suriye sınırında Rus savaş uçağı Su-24M’i düşürdüğünde elinde ok ve kürekle bir anda Moskova sınırına ulaşan motive edilmiş geniş bir kitle çoktan fantezi silsilesine girmişti bile. Bu fantezi dünyasında en başa güreşen hiç kuşkusuz ki, palavra medyasıydı.

27.06.2016 Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin’e Rus uçağının düşürülmesi ve Rus pilotun ölümü nedeniyle özür mektubu gönderdi ve iki ülke arasında vuku bulan uçak krizi daha farklı bir evreye kanalize oldu.

Türkiye ve Rusya Arasında ki Yeni Hamleler

15 Temmuz 2016 yılında Türkiye’de “darbe” durumu gündeme geldi. Bu sürecin arka planını halen kamuoyunun bilmiyor. Darbe girişiminin deşifre edilmesinde Rusya’nın rol oynadığı birçok sefer dillendirildiğini de hatırlayalım. Darbeyi yapanların ise CIA denetiminde ki Gülen Cemaati olduğu iddia edildi. Burada sisli bir tablo var. Fakat açık ve tüm çıplaklığıyla görünen şey şu: 15 Temmuz’da dolaylı olarak da olsa, ABD ve Rusya’da karşı karşıya geldi. Bu karşı karşıya gelme durumuna ilerleyen tarihlerde ABD-Türkiye, Türkiye-Rusya ilişkilerinde birçok sefer tanık olacağız. Diyebiliriz ki Rusya, 15 Temmuz “darbe” sürecini kendi lehine çevirmesini bildi.

Rusya ve Türkiye, Suriye’de ki süren savaşa Astana ve Soçi toplantılarıyla birlikte “çözüm” aramaya başladılar. Halep’e sıkışmış olan Cihadistlerin 2016 Aralık ayında İdlib’e çekilmesinde Türkiye ve Rusya koordineli çalıştı. Türkiye ve Rusya arasında ki yakınlaşma bununla kalmadı, Rusya’dan S-400 alımı anlaşması ve 2010 yılında Akkuyu Nükleer Santrali’nin yapım anlaşmasının 2016 yılından sonra da derinleşerek devam etmesiyle Türkiye-Rusya ikili ilişkilerini farklı bir evreye taşıdı.

Ne var ki Akkuyu, salt ticari açıdan irdelenecek olsa bile, Rusya’nın bu projeyle önemli imtiyazlar elde ettiğinin altını çizmek gerekiyor..

20 milyar dolara yapılması öngörülen Akkuyu Nükleer Santral’in de Türkiye, “15 yıl boyunca en az 35 milyar 568 milyon dolar elektrik alım yükümlüğü altına sokulmuş” (Reuters, 2017) durumda.  2015 yılından itibaren Akkuyu nükleer santrali elektriğine “12.35 sent (dolar) üzerinden alım garantisi verildi. Bugün kilovat saat başına ortalama 15 kuruş olan elektrik fiyatından yaklaşık 3  katı pahalıya mal olacak” (Elektrik Mühendisleri Odası-TMO).

2010 yılında dolar kuru 1,48 TL. 2017 yılında döviz kuru 3,51 ve 2019 dolar kuru, 5,88. 12,35 senti söz gelimi 2010 dolar kurunu baz alarak hesaplayamazsınız. Bugünkü kur üzerinden hesaplanırsa 12,35’i 5,88 ile mukayese edebilirsiniz. 2025 yılında dolar kurunun nerede olacağını şimdiden kestirmek mümkün değil. Fakat bugün için dünyanın en pahalı elektriğine Türkiye halkının ulaşabileceğini söyleyebiliriz. 35 milyar dolarlık alım garantisinin TL hesabıyla karşınıza 2025 yılında Türkiye bütçesinin kaçta kaçına tekabül edeceğini şimdiden öngörmesek de, yaklaşık bir fikre ulaşmamız mümkün. Türkiye ve Rusya arasında ki ekonomik, ticari ve askeri noktalarda yapılan anlaşmalar ve ilişkilerde cisimleşen ticaret hacminin açık ara Rusya lehine olduğu su götürmez bir gerçek.

Rusya lehine olan bu ticaret hacmi ve S-400 anlaşmasıyla birlikte, Rusya’da 20 Ocak 2018 tarihinde Türkiye’ye Afrin yolunu açtı. Türkiye, Rusya ile yapılan Astana Anlaşması çerçevesinde İdlib’e 3 Nisan 2018’de gözlem noktaları kurdu.

Rus gazını Türkiye’ye, Türkiye üzerinden de Avrupa’ya taşıyacak hattın her biri, yıllık 15,75 milyar metreküp kapasiteye sahip iki hattan oluşacak olan “Türk Akımı Doğalgaz Boru Hattı Projesi’nin ikinci boru hattına ilişkin (Ukrayna by-pass edilerek) anlaşma, 26.05.2018 tarihinde Rusya ve Türkiye arasında imzalandı.

Rusya ve Türkiye arasında stratejik değere sahip anlaşmaların belli başlı olanlarını anlattık.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken Türkiye ve ABD arasında ki ilişkiler tam tersi istikamette ilerliyordu. Rahip Brunson, Halk Bank, Fettullah Gülen’in iadesi, Türkiye-İsrail ilişkileri ve bunun ABD’ye yansımaları, Venezuela, İran-ABD ilişkileri ve bunun Türkiye’ye yansımaları, Akkuyu Nükleer Santrali ve bu temelde Türkiye’nin Rusya ile olan anlaşmaları, Türkiye ve Rusya arasında ki mavi gaz boru hattı olarak bilinen “Türk Akımı Doğal Gaz Boru Hattı Projesi”, Kuzey Suriye’de ABD’nin YPG’ye vermiş olduğu destek ve Türkiye’nin Rusya’dan alacağı S-400’ler.

Görüldüğü gibi ABD ile Türkiye arasında ekonomik, askeri ve politik birçok sorun var ve bu sorunlar kriz boyutuna ulaşmış durumda. Bu sorunlarda kimi zaman Rahip Brunson, kimi zaman Halk Bank, kimi zaman Kuzey Suriye ve YPG ya da bugün olduğu Rus hava savunma sistemi olan S-400’ler ön plana çıkarak sorunları kriz boyutuna taşımıştır.

S-400’ler krizi boyut kazanarak farklı bir evreye geçti. ABD, 5. Nesil savaş uçağı projesi olan F-35’ler anlaşması kapsamında Türkiye’nin 116 adet alması yönünde anlaşma yapılmıştı. Ne var ki bu anlaşmadan sonra köprünün altından çok sular aktı. ABD, Türkiye’yi F-35 projesinden tamamen dışlayabilir de. Fakat bundan önce ABD, Türk pilotlarının eğitimine son vererek ve 31 Temmuz’da Türkiye’ye dönmelerini isteyecek.

Sonuç olarak, ABD aşamalı olarak Türkiye’yi F-35 projesinden çıkarmayı öngörüyor. Bunu yaparken de aynı zamanda Türkiye ve Rusya ilişkilerini zayıflaması yönünde çaba harcıyor. Bu, Türkiye ve ABD arasında ki ilişkinin çelişkili bir birliktelik olduğunu gösteriyor. ABD, bir yandan Türkiye’ye sonuçlarının ne olacağını gösterirken, öte yandan da Türkiye’yi tamamen Rusya’nın yörüngesine itmemek için çabalıyor.

Türkiye, Rusya ve ABD arasında ki ilişkiler bu anlatımlar ışığında ele alındığında, ABD ve Türkiye arasında ki krizin daha da derinleşeceğini şimdiden öngörebiliriz. Bu derinleşme Tükiye’nin NATO’dan kopuşunu beraberinde getirir mi?

-Devam Edecek-

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir