• Cum. Eki 30th, 2020

İMC Haber 24

Haber sokakta, haber yerde!

İbrahim Gezici / RUSYA, ABD VE NATO DENKLEMİNDE TÜRKİYE’NİN YÖRÜNGE ARAYIŞI-2

Türkiye’yi yöneten akıl, çok parçalı ittifaklardan oluşuyor. Bu ittifaklar içinde ulusalcılar, özellikle de Ergenekoncular Türkiye’nin NATO’dan ayrılmasını Rusya ve Çin yörüngesine girmesini istiyorlar. Bunu bıçakla keser gibi yapamayacakları için Rusya ve Türkiye arasında ki krizi derinleştirerek tedricen bir geçiş planlıyorlar. S-400 bu sürecin önemli argümanlarından biri.

AKP’de birçok yapının bir araya geldiği koalisyon partisidir. AKP içinde AB ve ABD’ci olanların yanı sıra, Ergenekoncularla aynı yörüngede olanlarda bulunmaktadır. Dolaysıyla görüldüğü gibi, sorun yalnızca S-400 kavgası değil.

O halde çekişmenin, çelişkilerin ve diplomatik-politik çatışmaların odak noktasında ne var? Türkiye’nin yörünge sorunu var.

ABD ve dolaysıyla AB’mi, yoksa Rusya ve Çin’in başını çekmiş olduğu “Şanghay İşbirliği Örgütü” (“ŞİÖ) mü? Tüm kavga bunun üzerine şekillenirken, bu kavganın da birçok sebebi var. Kürt sorunu, İran, Ortadoğu, Doğu Akdeniz’de ki yani doğal gaz havzaları gibi bir dizi stratejik olgular Türkiye’nin yörünge sorunun da ki çatlağı ve çelişkiyi derinleştiriyor.

Başka bir soru da: S-400 alımı Türkiye’nin NATO’dan çıkışını sağlar mı? Hayır, bu hiç de kolay gibi görünmüyor. NATO’dan çıkmak isteseler de bunu yapmaları fantezi gibi bir şey. Neden mi fantezi?

Türkiye ile NATO ilişkilerini sadece askeri bir format olarak düşünmek hata olur. Bu bir eksen sorunu demiştik. Fakat bu eksen, neo-leberal ekonomik modelin yürütücü kurmaylarından ABD ile olan aklınıza gelebilecek her türlü ilişkiyi de dolaylı ya da direk olarak etkileyecek boyuttadır. TSK’nın tüm silah sistemi ve modernizasyonu NATO’ya bağlıdır. Bu sistemin baştan sona değiştirildiğini ve yenilebilme olasılığı bile sıfıra yakın bir olasılıktır. Bunun teknik, ekonomik, lojistik, stratejik maliyeti dahi tek başına bir gerekçedir.

Türkiye’yi Çin ile mukayese etmek ise tam anlamıyla saçmalıktır. Çin’in her anlamda kapitalist alt-yapısıyla Türkiye’nin alt-yapısı arasında uçurum var. Google’nin Android lisansını iptal etmesiyle birlikte ABD’nin Huawei yaptırımı Çin’i sarstı, fakat Huawei kendi yazılımını sistemi olan HongMeng hazırlandı bile. Dolaysıyla Çin, ABD’nin yaptırımından etkilense bile, bunu çok hızlı bir şekilde telafi edebilecek her türlü alt yapıya sahip.

Türkiye böyle bir alt yapıya sahip mi? Hayır, değil.

Uluslar arası bankacılık sektöründe her yapacağınız dolar transferleri direk bir bankadan diğer bankaya gitmiyor. SIWİFT bir iletişim departmanı gibi çalışır. Yapacağınız tüm dolar transfeleri ABD’ye uğruyor. ABD “United States Department of the Treasury” yani

Hazine Bakanlığı’na bağlı OFAC (The Office of Foreign Assets Control / Yabancı Varlıklar Kontrol Kurumu) üzerinden uyuşturucu, silah kaçakçılığı, kitle imha silahları vb. kategorileri kapsayan geniş bir alanı denetliyor ve ceza yaptırımı uygulayabiliyor. Bunun en bilinen örneği para transferinin engellenmesidir.

Dolaysıyla Türkiye, en başından beri bu sistemin bir parçası olarak sistemin kendisinden kopması mümkün görünmüyor. NATO’dan kopuşun Türkiye ekonomisine bindireceği politik ve ekonomik yük, Türkiye sisteminin kaldıracağı türden bir yük değil.
Türkiye yöneten aklı zaman zaman ABD karşıtlığına iten nedir?
ABD ile Türkiye arasında Kürt sorununun çözümü noktasında görüş farklılığı. Bu görüş farklılığı genel anlamda Kuzey Suriye, özel olarak da Rojava’dan tutalım da Türkiye’nin “kendi içinde ki Kürt sorununu” çözememiş olması. Bu minvalde, şimdilik, ABD ve Türkiye arasında yatan derin görüş ayrılığı.
ABD ile AKP arasında birçok sebepten kaynaklı çelişkilerin derinleşmiş olması. Zerrap davası, Halk Bank, Ortadoğu’nun yeniden şekillenişinde AKP’nin daha çok İhvancı siyasal İslamcı örgütleri desteklemesi. İsrail faktörü, Akdeniz/Kıbrıs sorunu, Türkiye’nin Rusya ile olan ilişkileri. Bu çelişkiler Türkiye ve ABD arasında vuku bulan politik arenada ki görüş farklılıklarını derinleştiriyor. Son olarak Avrupa ve ABD’nin Akdeniz’de gaz aramalarına yönelik Türkiye’nin Güney Kıbrıs’ın sınır ihlali ve bunun yaptırımlarının olacağı açıklamaları gündeme düştü.

Türkiye’nin Libya’da ki “Libya Ulusal Ordu” ile dolaysıyla da Mısır ve Suudi ittifakı ile olan çelişkisi, Akdeniz’de İsrail, Güney Kıbrıs ve ittifakı olan İngiltere ve Fransa ile olan çelişkisi, S-400’lerin 10 Temmuz itibariyle Ankara ve Malatya’ya gelmiş olması, Rojava-Suriye-İdlib sorunu gibi uluslararası çelişkilerin keskinleşmesi önümüzde ki sürecin politika ve çatışma alanlarına yönelik de işaret fişeğidir.

Türkiye yöneten aklın homojen bir yapıda olmadığından söz etmiştik. AB, ABD ve NATO’cu yapılar ile tersi Rus ve Çin bloğuna dayanmayı savunan yapı aslında bir birini şu an için dengeliyor. İbre ne tamamen NATO dışına çıkmaktan ve ne de NATO içinde olmaktan yana duruyor. Yörüngesini arayan bir Türkiye yönetim aklı gerçekliği var. Yönetim aklının iç dengesi kendi içinde çatışmalı durumda. Bu çatışma seyrinde ibre her an ABD lehine kırılabilir. Bunu önümüzde ki süreçte daha net görebiliriz.

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir