• Per. Eki 29th, 2020

İMC Haber 24

Haber sokakta, haber yerde!

Kayyum Protestosuna Katıldı Başına Gelmeyen Kalmadı

19 Ağustos 2019 tarihinde Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediyelerine İçişleri bakanlığı tarafından kayyum darbesi yapılarak, halkın seçmiş olduğu HDP’li belediye başkanlara görevden uzaklaştırılarak yerlerine kayyumlar “atandı”.
Kayyum, halkın iradesine ve tercihine yönelik bir devlet operasyonudur. Bu operasyonla birlikte AKP rejimi HDP belediyelerini krimanilize ederek itibarsızlaştırmaya ve yapılan darbeyi meşrulaştırılmaya çalışıldı. Fakat bu sefer hem ülke içinde ve hem de dünya kamuoyunda kayyum darbesinin kamuoyu oluşturma nezdinde hiçbir inandırıcılığı yoktu. Kayyum darbesi; barış çabalarına, Kürtlerin demokratik talep ve kazanımlarına yönelik açık bir saldırı ve AKP’nin seçim yenilgisini perdeleme girişimidir.
AKP, kayyum darbesiyle seçilmiş belediye başkanlarını görevden alır almaz, toplumun geniş kesiminin tepkisiyle karşılaştı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bu darbeyi meşrulaştırma söylemleri kitleler tarafından kabul görmedi. Erdoğan, kendi kitlesini bile ikna etmekte zorlanırken, genel anlamda HDP’ye karşı mesafeli yaklaşan Türk seçmenleri dahi bu karara sıcak yaklaşmadı ve AKP’nin İstanbul ve Ankara gibi kentleri muhalefete kaptırmanın faturasını HDP’ye çıkardığı genel kabul gördü.
HDP ise ısrarla demokratik zeminde politik çalışmalarını devam ettirme, devletin daralttığı yasal alanın dışına çıkmadan Kürtlerin demokratik taleplerini ve kazanımlarını koruma mücadelesi vermeye devam etti.
Diyarbakır, Van, Mardin, Ağrı, Dersim, Hakkari gibi bir çok Kürt kentinde halk demokratik tepkisini göstermek için barışçıl gösteriler yapmak istedi; ama polis şiddetli bir biçimde kitlelere saldırdı. Kadınlar acımasızca yerlerde sürüklendi, gaz bombaları atıldı, göstericiler ve HDP yöneticileri gözaltına alındı, tutuklamalar oldu ve hatta HDP milletvekillerine dönük polis şiddeti gerçekleşti.
Kürt kentlerinde bunlar olurken İstanbul, Adana, Mersin, İzmir gibi Türkiye metropollerinde ise demokrasi güçleri tepkilerini demokratik bir şekilde dile getirmek istediler. Ne var ki, Batı Metropollerinde de tablo çok farklı değildi. Polis bu kentlerde ki kitlelere de acımasızca saldırdı, barışçıl protesto ve basın açıklamalarına izin vermedi.
Barışçıl kitlesel eyleme tahammül edememek, ama aynı zamanda da kitlelere şiddet uygulayarak sindirmek ve kayyum protesto eylemlerine katılmak isteyenlere de mesaj vermek, artık İçişleri Bakanlığının rutin politikası oldu. Şiddet, Gözaltı, tutuklama Türkiye’de olağan dışı durum olmaktan çıkalı çok zaman oldu. Artık tüm bunlar günlük yaşamın bir parçası haline geldi.Bu bağlamda , feminist aktivist Olcay Yavuz’un başından geçenler bir insanın yaşamının bir anda nasıl alt üst edildiğine dair de çarpıcı bir örnek olmakta.
Mesleği inşaat teknikeri olan Yavuz, kadınlara yönelik erkek ve devlet şiddetine, cinsel tacize karşı duyarlı bir feminist aktivisttir. Bu çerçevede birçok toplumsal etkinlikte kadınlarla yan yana onu görmek mümkün.
İzmir’de ikamet eden Olcay Yavuz’u sadece kadın sorununda değil, aynı zamanda devletin Kürt politikasına karşı sergilemiş olduğu demokratik tutumda da görebiliriz.19 Ağustos günü annesini görmek için Mersin’e giden Yavuz; Diyarbakır; Mardin ve Van Belediye Başkanlarına yönelik kayyum darbesini protesto için 21 Ağustos 2019 günü Mersin Forum AVM önünde yapılmak istenen protesto gösterisinde polisin müdahalesi sonucu kafasına darp almıştır. Kendisinin İzmir’de ikamet ettiğini, Mersin’de annesini ziyarete geldiğini, aynı zamanda Emek ve Demokrasi öncülüğünde çeşitli kurum temsilcileri ve HDP’liler akşam saatlerinde Forum AVM önüne giderek basın açıklamasına katılmak istediklerini, ancak bu basın açıklamasına polis izin vermeyerek kitleye saldırdığını ve saldırı esnasında bir polisin telsizle kafasına çok sert bir şekilde vurduğunu belirttir.İlk gün başında fazla ağrı hissetmediğini bir gün sonra İzmir’e giderken yolda şiddetli baş ağrısı başlar. İzmir’e ulaşır ulaşmaz ilk önce sağlık ocağına gider ve hekime görünür, ardından karakola gidip darp raporu almak ve hastaneye sevk etmelerini ister, ancak karakolda bulunan polisler olaydan haberdar olduklarından çok sert konuşurlar, hakaret, küfür ve hatta tehdit ederler.
2 Eylül’de Olcay Yavuz ‘un evine polislerin gelerek yürütülen bir soruşturma gereği 4 Eylül tarihine kadar Yamanlar Polis Merkezine gelmesi gerektiği yönünde ihtarname bırakıldı. Polisler 15 Eylül günü bir kez daha Yavuz’un evine giderek 18 Eylül tarihine kadar Yamanlar Polis Merkezine gelmesi yönünde ihtarname bırakıldı.
Anne Hatice Yavuz ise tüm bu yaşananlar karşısında şaşkın ve öfkeli. Yaşamlarının alt üst olduğunu, İzmir’de yaşayan ve iyi bir konumu, işi olan kızı Olcay Yavuz’un hayatından endişe duyduğunu belirtti.
İMC Haber24
Haber: Bilal Macit

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir