• Cum. Eki 23rd, 2020

İMC Haber 24

Haber sokakta, haber yerde!

Pervin Buldan: Operasyonun savcısı Erdoğan’dır

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin Grup Toplantısı’nda gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Buldan, HDP’ye dönük baskılara değinerek başladığı konuşmasında, “Ne iktidarın siyasi komploları ne de faşizmin HDP’nin sesini kesmeyecek. Yarımız cezaevinde de olsak, HDP içeride ve dışarıda faşizmin karşısında tek vücut olmaya, halklarla, demokrasiden ve barıştan yana olan herkesle kenetlenmeye, özgürlük ve demokrasi umudunu dimdik ayakta tutmaya devam edecektir” dedi.

‘DİRENMENİN ADI HDP’DİR’

“Kobanê soruşturması” kapsamında siyasetçilerin gözaltına alınması ile beraber HDP’ye yönelik destek ve dayanışmanın arttığını ve giderek büyüdüğünü belirten Buldan, “İşte bu dayanışmayla hep birlikte başarıya yürüyeceğiz. HDP tarihsel, toplumsal geçmişi olan güçlü bir mücadele geleneğidir. Bu gelenek tarih boyunca kendini var etti, bundan sonra da sürdürmeye devam edecektir. Bunun altını önemle çizmek istiyorum; tek bir HDP’li de kalsak da mazlum halkların sesine ses, nefesine nefes olmaya devam edeceğiz. Çünkü HDP sadece siyasi bir hareket değildir. Eşitlik ve özgürlük fikriyatının filizlendiği bir yaşam biçimidir. Yaşamanın bir diğer adı direnmekse, direnmenin adı da HDP’dir. Bizlere her gün siyasi operasyon düzenleyenler HDP’yi halen anlayabilmiş değiller. HDP sizin gibi çıkar ve rant ortaklığına dayanan bir şirket değildir. HDP her kimlikten, her inançtan, her görüşten milyonların mücadele ortaklığıdır. Her bedeli ödemeye hazır bir mücadele ortaklığıdır” şeklinde konuştu.

YARGI KOMPLOSU

Buldan, sözlerini şöyle sürdürdü: “AKP-MHP komplo ortaklığının talimatıyla 25 Eylül sabahı partimize yönelik siyasi bir komplo operasyonu düzenlediler. 17 arkadaşımızı, yargı komplosuyla tutukladılar. Gerekçe 6 yıl önceki Kobanê’yle dayanışmak için yapılan IŞİD protestoları. Güya HDP ayaklanmayı başlatmış ve bunun üzerinden tam 6 yıl geçmiş ve 6 yıl düşünmüşler, taşınmışlar bu yalanı uydurmaya karar vermişler. Biz şu an tam bir yalan rüzgarı ile karşı karşıyayız. Nazi Propaganda Bakanı’nın Büyük Yalan Teorisi vardır. Buna göre, ‘Bir yalanı bin kez söylerseniz, yalan yalan olmaktan çıkar, gerçeğin ta kendisi olur.’ Şimdi belli ki bu sözleri kendisine rehber edinmiş bir iktidarla karşı karşıya olduğumuzu özellikle ifade etmek isterim. Yalan, bunların diğer adı olmuş.”

PROVAKASYON

Kobanê eylemlerinin gerçekleştiği 6-8 Ekim 2014 tarihinde yaşananları anlatan Buldan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün 6 Ekim Kobanê’nin de yıl dönümü. Kobanê halkını buradan sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. IŞİD, Şengal’de yaptığı Ezidî soykırımının ardından 15 Eylül 2014’ten itibaren Kobanê’yi işgal etti ve aynı katliamları Kobanê’de gerçekleştirmeye başladı. Kobanê halkı da IŞİD barbarlığına karşı yaşamını, evini, toprağını onurluca savundu. O süreçte mazlum Kobanê halkıyla dayanışmak için hem Türkiye’de hem de dünyanın 70 ülkesinde insanlar ayaktaydı. IŞİD protestoları 7 Ekim’den çok daha önce başlamıştı. Tek bir talep vardı, o da; IŞİD katliamlarının durdurulması, Kobanê’ye insani yardım koridorunun açılmasıydı. 7 Ekim 2014’te IŞİD protestoları sırasında Varto’da 25 yaşındaki Hakan Buksur adlı bir gencimiz güvenlik güçlerinin açtığı ateşle yaşamını yitirdi, katledildi. Bu tam bir provokasyondu.

PARAMİLİTER GÜÇLER 

Evet, aynı gün Erdoğan Antep’te büyük bir sevinçle, bunun da altını önemle çizmek istiyorum, büyük bir sevinçle ‘Kobanî düştü düşecek’ diyerek adeta yangına körükle gitti ve provokasyonların büyümesine neden oldu. Ardından paramiliter güçler ve ırkçı gruplar örgütlü ve organizeli bir biçimde sokaklara salındı, demokratik tepkileri kanla bastırmaya çalıştılar. Varto katliamı ve Erdoğan’ın kışkırtıcı açıklaması olmasaydı, güvenlik güçleri silah kullanmasaydı, ölümler de yaşanmayacaktı. Devletin müdahalesi olmayana kadar protestolarda hiçbir şiddet olayı yaşanmamıştı. Protestolarda hayatını kaybedenlerin büyük çoğunluğu partimizin taraftarları olup, güvenlik güçlerinin açtığı ateş, attığı gaz bombası ve ırkçı grupların linç saldırısı nedeniyle yaşamlarını yitirdiler. Katledilen her bir insanımızın acısını halen derinden hissediyoruz.

İÇİŞLERİ BAKANI CANLI TANIĞI

HDP, olayları başlatan değil, tam tersine son bulması için çaba sarf eden bir noktada durmuştur. O dönem ve ondan sonrasında. Heyetimiz özellikle olaylar sırasında 48 saat boyunca İçişleri Bakanlığındaydı. Dönemin Başbakanı, İçişleri Bakanı, Kamu Güvenliği Müsteşarı bunun canlı tanıklarıdır. Olayların durdurulmasından sonra hükümet temsilcileri tarafından bizzat partimize teşekkür edilmiştir. Dönemin İçişleri Bakanı, olayların durması için müzakere yürüten HDP heyetine  ‘Güvenlik güçleri içinde kontrol edilemeyen güçler var’ demiştir. Kendileri de olup bitenlerin işte bu kadar farkındaydılar. Dayanışma amaçlı demokratik protestoların seyrini değiştirip katliama dönüştüren bizzat devlet içi güçlerdir. Ama bilerek üzerini kapattıklarını biliyoruz ve buna tanıklık ediyoruz. Yaşanan ölümleri HDP’nin üstüne yıkmaya çalışmaları siyasi komplodan başka bir şey değil.

ÇÖZÜM SÜRECİNİ BİTİRME PLANI 

İnsanları öldüren kamu görevlileri ve yönlendirdikleri ırkçı gruplarla ilgili tek bir soruşturma dahi yürütülmemiştir şimdiye kadar. Şimdi 6 yıl aradan sonra kamuoyunun aklıyla dalga geçercesine olayları, yaşanan ölümleri HDP’nin üstüne yıkmaya çalışmaları siyasi komplodan başka bir şey değildir. Kendi suçlarını örtbas etmenin, kapatmanın telaşı içerisindeler. Bu, bunun çok açık bir göstergesidir. Kobanê’yi çözüm sürecini bitirmenin zemini olarak planladık ve kullandık diyemiyorlar işte ancak bu şekilde örtbas etmeye çalışıyorlar. Diyemedikleri bir başka şey de, bu operasyonun, aynı zamanda IŞİD’in Kobanê’yi düşürememesinin yıllardır sürdürülen intikamı olmasıdır. Bu konuda bir söz mü vermişlerdi; şimdi onun gereğini mi yerine getiriyorlar bunu gerçekten merak ediyoruz.  Eğer, Kobanê halkı direnmeseydi, dünya bunu sahiplenmeseydi, Kobanê düşseydi, IŞİD sınırın diğer tarafında bir devlet kurmuş olacaktı. Siyah bayrağıyla şimdi Türkiye’nin sınır komşusu olacaktı. Ve en büyük emirliklerini de Türkiye’de kuracaklardı. Bütün işgal ve katliam planlarını Türkiye üzerinden yöneteceklerdi ve bunu buradan yapacaklardı eğer o gün Kobanê düşmüş olsaydı.

OPERASYONUN SARAYDA HAZIRLANDI 

Şiddet çağrısı aranacaksa eğer HDP’nin insani dayanışmasında değil, güvenlik güçlerinin Varto provokasyonunda ve ‘Kobanê düştü düşecek’ sözünde aranmalıdır. Çok açık söylüyorum; onlarca insanın ölümünden AKP iktidarı ve devlet içinde birlikte hareket ettiği paramiliter güçler sorumludur.  Bu operasyon dosyası bizzat Saray’da hazırlanmıştır ve bu dosyanın savcısı da Erdoğan ve damat savcıdır. Erdoğan, ‘Yargımız Kobanê eylemlerinin hesabını soruyor’ diyor. Ortada bir yargı yok ki. Hangi yargıdan söz ediyorsunuz? Ortağınızın serbest bırakın dediğini serbest bırakan, sizin tutukla dediğinizi tutuklayanlara mı yargı diyorsunuz. Sayın Erdoğan buradan gerçekten size sormak istiyoruz. Onlar yargı değil, sizin operasyon güçlerinizdir. Gerçek yargı hukuka, adalete ve hakikate bağlı olur; Saray’lara, iktidarlara bağlı olmaz.”

 

Via / Nupel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir