• Cum. Eki 30th, 2020

İMC Haber 24

Haber sokakta, haber yerde!

Radikal İslamcı Halis Bayancuk: Devlet ‘Diyarbakır’, ‘Suruç’, ‘Ankara’ katliamlarını bizimle perdeledi Devlet bu dosyalarla kamuoyunun gazını aldı

Ebu Hanzala olarak da bilinen Halis Bayancuk Artı TV’de yayınlanan, yapımcılığını Erk Acerer’in üstlendiği Haber Peşinde programına konuştu.  Programda kendisine sorulan “Diyarbakır, Suruç ve Ankara Katliamları ile ilgili hiçbir bağınızın olmadığını biliyoruz. Peki, devlet ve iktidar neden sizi bu dosyalarla ilişkilendirdi? Bu bir hedef saptırma olabilir mi? Yada kamuoyunun gazı böyle mi alınmaya çalışıldı? ” sorusuna Bayancuk şu cevabı verdi:

“Devlet bu dosyalarla kamuoyunun gazını aldı. Çünkü biz bu dosyalarla gündemde olmasaydık, insanlar bu eylemlerin asli dosyalarına yoğunlaşacaktı. Bu perdelendi. Bir diğer sebep ise şu: Bizim sistem eleştirimiz İslami. İktidar bundan hoşlanmıyor ve bizi cezalandırıyor.” 

Artı Gerçek’te yayınlanan röportajda öne çıkan bölümler şöyle:

 

Türkiye’deki bombalama olayları gibi, bunları gerçekleştiren Adıyaman-Antep Grubu ile herhangi bir bağınız olmadığını da biliyoruz. Antep’te buluştuğumuz bir El-Kaide avukatı -bazılarını ayırarak- “Bu adamların tümü devşirilmiş ve kullanılmış kişiler.” dedi. Sizin bu konudaki fikriniz nedir?

İlkesel olarak; ister İslami olsun ister gayii̇ İslami olsun, hiçbir şahsın/yapının bir bütün olarak devşirildiğine/kullanıldığına inanmıyorum. Ancak o yapı/şahıs bunu itiraf eder veya İslam hukukuna göre aşağılık olan bu suç sabit olursa kabul ederim. Biz İslami kesim, siz solcuların; siz solcular da İslami kesimin kullanıldığına inanıyorsunuz. Sonuç: Hepimiz kullanılıyoruz; temiz olansa yalnızca bu gayri İslami ve gayriinsani sistem olmuş oluyor!

Devlet sizle ilgili neden IŞİD’ci ya da El-Kaideli propagandası yapıyor?

Birkaç nedeni var: Şayet bizi inancımızla yargılasa; mevcut yasalara göre gözaltına dahi alamaz. Ancak bu isimlerle bizi bir şablon içne oturtuyor. Tutuklama ve cezalandırma kolaylaşıyor. Ayrıca, halk ile aramızı açıyor. Zira halk bu örgüt isimlerini duyunca konuşmaktan dahi ürküyor. İslami kesimi sizden uzaklaştırıyor, çalışmanızı başka bir ülkeye taşımak -hicret etmek- isterseniz; hiçbir ülkenin bu örgütlerden yargılanmış insanlara kapısını açmayacağını biliyor. Sizi dar alana mahkûm ediyor. Bununla beraber sizi edilgen/savunmacı bir dile mahkum ediyor. Ne olduğunuzu değil, ne olmadığınızı anlatmak zorunda kalıyorsunuz.

“Kısas ve tenkil durumunda insan yakılması caizdir.” diyorsunuz. (Bunun Kur’ân’a dayandığını söyleyeceksiniz.) Yine de insanın “güncel” ve “insani” olarak kafası karışıyor. Ne düşünürsünüz?

Ben konu hakkında var olan ihtilafları aktarıyor, tarafların delillerini zikrediyor ve İslam hukukundaki tartışmalara değiniyorum… sonra da; kısas ve tenkil durumunda bunun İslam hukukuna uygun olduğunu, ancak Allah’ın (cc) affetmeyi ve cezalandırmamayı tavsiye ettiğini söylüyor ve kişisel kanaatimin de bu olduğunu belirtiyorum. Benim için tek ölçü vahiydir. Bir şey vahye (Kur’ân-Sünnet) dayanıyorsa ahlaki olan da insani olan da O’dur.

Demokrasiyi kabul etmiyorsunuz, demokrasiyi kabul edenlerde sizi kabul etmiyor. Türkiye birbirinden çok uç fikirlerin olduğu bir yer. Hiç anlaşma şansımız yok mu? Varsa koşulları nelerdir?

Bizim demokrasiyle ve İslam inancı dışında herhangi bir düşünce sistemiyle inanç noktasında ortak bir paydada buluşmamız mümkün değildir. Zira hak/tevhid ile batil/şirk geceyle gündüz gibi zıddır; inanç anlamında bir araya gelmeleri olanaksızdır.

Ancak bir arada sulh/barış içinde yaşamamız mümkündür. Allah Resûlü’nün (sav) iki önerisi var:

İlki; Hilfu’l Fudul yani Erdemliler İttifakı’dır. Bu; her türlü zulme ve zalime karşı çıkıp inancına ve kimliğine bakmaksızın tüm mazlumların hakkını arayacağımıza dair yapacağımız antlaşmadır.

İkincisi; Medine vesikası, yani toplumsal sözleşmedir. Toplumun tüm kesimlerinin bir araya gelip, herkesin dini, siyasi, insani güvenlik ve özgürlüğünü teminat altına alan; o topraklara veya vatandaşlarına yapılan saldırıyı tüm kesimlere yapılmış kabul eden bir anlaşmadır.

Toplumsal sözleşmeden kastım; mevcut yasalar gibi kemalizmi veya belli bir dünya görüşünü dayatan bir anlaşma değildir. Benim İslam şerıatına göre yaşayabileceğimi, hukuki sorunlarımı Kur’ân’a/sünnete göre çözebileceğimi, çocuğumu İslami bir eğitimle yetiştirebileceğimi teminat altına alan ve diğer tüm taraflara da kendi inanç sistemlerine göre yaşayabilme hakkını veren bir sözleşmedir.

Size göre 7 Haziran – 1 Kasım 2015 sürecinde Türkiye’de ne oldu? IŞiD bombalamalarını nasıl yorumlarsınız?

Yaşananların iki boyutu olduğunu düşünüyorum:

İlki, IŞİD boyutu: IŞİD hem Suriye’de savaştığı PKK’den intikam almak hem de Türkiye’de bir iç karışıklık çıkarmak istedi. Amacına ulaşsaydı muhtemelen Türkiye’de de Suriye, Irak, Libya gibi bir cephe açacaktı.

İkincisi, devlet boyutu: Bu süreç toplumda güvenlik endişesi oluşturdu. iktidar düşerse iç savaş çikacağını düşündü. Toplum da ilk seçimde aldığı oyları ikinci seçimde iktidara geri verdi.

Bu iki olay -eylem ve oyların artması- arasında bilinçli bir irtibat var mıdır, bilmiyorum. Allah (cc) “Bilgin olmayan şeyin peşine düşme!” buyuruyor.

Sosyal medyada paylaştığınız bir videoda; “IŞİD bizim Müslüman kardeşimizdir. Onlara yapılmış her saldırıyı bize yapılmış sayarız.” diyorsunuz. Bunu açıklar mısınız?

Söylemlerinde Zahiren Tevhidi savunan insanlar, islam nezdinde kardeştir. Bu, yüce Allah’ın hükmüdür. Biri Tevhid inancını savunuyorsa dünyanın en kötü amellerini yapsa da -IŞİD gibi- onun kötü amellerinden berî olduğunuzu ilan edebilir, ama “din kardeşliğini” reddedemezsiniz.

Ayni konuşmada IŞİD’in yaptıklarını tasvip etmediğimi, eleştirdiğimi; ancak bunların hiçbirinin bir gruba saldırı için yeterli sebep olmadığını anlatıyorum.

Sonraki süreçte IŞİD’in pragmatist bir tutum takındığı ve Tevhidî çevreleri kazanmak için farklı söylemlere sahip olduğu ortaya çıktı. Ki IŞİD’e katıldıktan sonra bu durumu fark eden ve itiraz eden Tunuslu bir grup ilim adamını infaz ettiler.

Bugün de aynı karışıklık/keşmekeş devam ediyor. Metotsal/amelî olarak hepsini hata üzere görsem de; içlerinde sapkın insanlar olduğu gibi inanç olarak Tevhid inancına sahip olanlar da var.

 

Politik haber

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir