Dünya, üzerinde yaşam olduğu bilinen tek gezegendir. Dolayısıyla doğal şartlarda insanlığın yaşayabileceği tek yer dünyamızdır. Dünyadaki doğal şartların bozulmasında da en çok insan faktörü etkilidir. Özellikle sanayi devriminin başlamasıyla birlikte atmosfere salınan karbondioksit gazının artması küresel ısınmaya yol açtı.

Küresel ısınma, atmosferdeki bazı gazların dünyadan yayılan ısının(kızıl ötesi ışıma) tutulup tekrar yayması, dolayısıyla bir kısmını tekrar dünyaya yansıtması sonucu oluşur. Bu gazların başında su buharı (H2O), karbondioksit (CO2), metan (CH4) ve ozon (O3) gelir. Bu gazların sera etkisine katkıları ise yaklaşık şu şekildedir: su %36-70, karbondioksit %9-26, metan %4-9, ozon %3-7.

Su buharı dünyanın kendi doğal döngüsü içinde oluşurken ikinci en büyük etken olan karbondioksit doğal döngüsüyle beraber en çok fosil yakıtların yakılması sonucu ortaya çıkmaktadır. Araştırmalar 18.yy dan bu yana atmosferdeki karbondioksit oranının yüzde 40 arttığını gösteriyor

Mayıs 2019 da Hawaii’deki Mauna Loa Gözlemevi, atmosferdeki karbondioksit oranının insanlık tarihinin en yüksek düzeyine çıkarak 415ppm olduğunu açıkladı. Karbondioksit insan yaşamı için gerekli bir gazdır çünkü karbondioksitin olmaması veya çok az olması durumunda bu sefer sıcaklıklar çok düşük olacaktır. İnsan yaşamı için karbondioksitin atmosferdeki en ideal miktarı 275ppm’dir. Ancak gününüzde bu miktarın çok üzerine çıkıldığından küresel sıcaklık gittikçe artmakta ve buna bağlı olarak tatlı su kaynakları tehlike altına girmekte aynı zamanda kutuplardaki buzulların erimesi sonucu deniz seviyesinin yükselmesiyle deniz seviyesine yakın yerleşim yerleri zamanla suyun altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya gelecektir. Tüm bunlar yetmezmiş gibi oksijen kaynağı olan ormanların tahribatı ise durumu daha da kötüye taşımaktadır.

Sera gazları, Dünyadan yansıyan ısının tekrar dünyaya dönmesine sebep olup sera etkisi oluşturuyor.

Su buharı dünyanın kendi doğal döngüsü içinde oluşurken ikinci en büyük etken olan karbondioksit doğal döngüsüyle beraber en çok fosil yakıtların yakılması sonucu ortaya çıkmaktadır. Araştırmalar 18.yy dan bu yana atmosferdeki karbondioksit oranının yüzde 40 arttığını gösteriyor

Mayıs 2019 da Hawaii’deki Mauna Loa Gözlemevi, atmosferdeki karbondioksit oranının insanlık tarihinin en yüksek düzeyine çıkarak 415ppm olduğunu açıkladı. Karbondioksit insan yaşamı için gerekli bir gazdır çünkü karbondioksitin olmaması veya çok az olması durumunda bu sefer sıcaklıklar çok düşük olacaktır. İnsan yaşamı için karbondioksitin atmosferdeki en ideal miktarı 275ppm’dir. Ancak gününüzde bu miktarın çok üzerine çıkıldığından küresel sıcaklık gittikçe artmakta ve buna bağlı olarak tatlı su kaynakları tehlike altına girmekte aynı zamanda kutuplardaki buzulların erimesi sonucu deniz seviyesinin yükselmesiyle deniz seviyesine yakın yerleşim yerleri zamanla suyun altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya gelecektir. Tüm bunlar yetmezmiş gibi oksijen kaynağı olan ormanların tahribatı ise durumu daha da kötüye taşımaktadır.
Not: ppm(parts per million): gazların ölçümü için kullanılır ve milyondaki parçacık sayısını ifade eder. Yani 275ppm, bir milyon gaz molekülünde 275 karbondioksit molekülü olduğunu belirtir.


Yıllara göre karbondioksit artış miktarı

İnsanoğlunun yeni yaşam alanları arayışı yolunda çok büyük emekler verip uzayda önemli başarılar kaydettiği 21. Yüzyılda kendi evini bu denli umursamaz bir şekilde tahrip etmesi anlaşılacak bir durum değildir açıkçası. Henüz yaşayacak başka bir yerimiz olmadığına göre acilen önlemler alınmalı, ağaçlandırma çalışmaları yapılmalıdır. Yoksa başka bir gezegeni yaşanılabilir hale getirmeye çalışırken ya da böyle bir yer ararken yaşadığımız yerden de olacağız.

Paylaş
Evren ve Fizik üzerine Türkçe ve Kürtçe çalışmaları bulunmaktadır.