Yandık, bittik, kül olduk

0

Son günlerde yaşanan acı gelişmelere yutkunmak bile zor gelmeye başladı. Cumhurbaşkanının televizyondaki açıklamalarının ardından, yangında ormandan can havli ile kaçan hayvanların çığlıkları kulaklarıma doluverdi birden. Bir gecede kül oldu evler ocaklar. Bir teyzenin feryatları, bir kuşun kanat çarpmasına, bir ağacın cayır cayır yanışı, bir domuzun çığlıklarına, ateşin harı, gecenin karanlığına karışıverdi.
”70 yıldır bu devlet için çalıştım”, diyen amcanın sesindeki o tükenmişliği, bir teyzenin; “Biz onu destekledik, başımızın tacı ettik. O bize su vereceğine çay fırlattı. Nasıl başkan bu? Böyle başkan olur mu?’’ deyişinde yeniden duydum. Bir yurttaşın böylesine çırpınışlarla yardım bekleyişine sosyal medyadan sel gibi destek geldi ama devlet nerede diye sormadan geçmedi kimse. Yardım kuruluşları listeler yaptı, yardımlar topladı, gönüllü ekipler yangın yerlerine akın akın gitmeye başladı. Sanat camiasından pek çok ünlü isim yangın söndürme çalışmalarında en önde yer almaya çalıştı.

Fakat ülkenin güneyinde hal böyle iken kuzey doğusunda, Van’da, Başkale’de meydana gelen sel felaketinde bu canhıraş çırpınışı görememekte üzdü beni. Bir yerde cayır cayır yanan ormanlar, diğer tarafta sele kapılıp ölen hayvanlar, selden bir çamur deryasında kurtulmaya çalışan insanlar. Elbetteki hangisine yetişeceğiz, sorusunu anlayabiliyorum. Fakat Başkale’deki yurttaşı kendi haline bırakmayı, görmezden gelmeyi asla bir yere sığdıramıyorum. Başkale içinse insanlık yandı diye düşünemeden edemiyorum.

Tüm bunların yanı sıra ard arda gelen kadın cinayetleri.. Zaten ne selde ne yangında ne depremde görmediğimiz devlet erkanını yine görememiş olmakla birlikte yeniden bir dehşete kapılıp gidiyoruz.
Öldürülen, istismara uğrayan sokak hayvanlarının haberlerini ise açamıyorum bile. Öfkenin hınca hınç yüreğimize dolduğu, hangi felaket için yüreğimizin ağzımıza geleceğini beklerken anlıyoruz ki; yandık, bittik, kül olduk.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here